Cheap Web Hosting | Free Web Hosting | Dedicated Servers | Windows Hosting | Free Web Space | Trade Show Displays | GoDaddy Coupon Codes | FrontPage Hosting | Business Hosting
cheap web hosting
Search the Web

Qaynaq: (( http://www.akmb.gov.tr/ata/metinler/nc_1/I-16.htm ))

 

YeniGün(NEVRUZ) BAYRAMI İRAN’DA

Cevat HEYET*

 

 

Nevruz, Farsça, Yeni Gün demektir ve İranlıların en büyük bayramıdır. Bu gün Güneş yılı (şemsî)’nin başlangıcı, Ferverdin ayının birinci günüdür ve Mart’ın 21. gününe tekabül eder. Bu gün ilkbaharın birinci günü olup, gece-gündüzün çeşit ( 12 saat) olduğu gündür ve ona göre de eskiden beri Türklerde olduğu gibi aynı zamanda ilkbahar bayramıdır.

Tarihte YeniGün

İran’da YeniGün’un tarihî ve efsanevî bir geçmişi vardır. Eskiden beri Aryanlar iki bayrama çok önem verirlermiş; birisi YeniGün bayramı yani sıcak faslının başlangıcı, diğeri Mehregân bayramı, soğuk faslının birinci günü.

O zamanlar, yılı iki fasıla (soğuk ve sıcak) bölmüşler, on ay soğuk faslı sürermiş. Sonralar sıcak faslı (yazın) yedi ay ve soğuk faslı (kış) beş ay kabul edildi. Sıcak faslının başlaması sürüleri ağıldan (kümes) çıkartıp, otlaklara götürme ve soğuk faslının gelmesi, tekrar ağıla kaytarılması ve kış yemlerinin tedarik edilmesi demekti.

Eski zamanlarda yeni yıl, yazın birinci günü ile başlarmış (sayfi inkilab). Ebû Reyhan Bîrûnî’ye göre İranlıların yeni yılı, Ferverdin’le başlarmış, halbuki Mes’ûdi (El Tenbih-Ul Eşraf) yeni yılın yazın ve Mehregan’ın da kışınla başladığını yazıyor.

Avesta’da YeniGün’dan bahsedilmemiştir, fakat Pehlevi dilinde yazılan dinî kitablarda, YeniGün’dan, eski bir bayram gibi bahsedilmiştir.

Akamenid ve Aşkaniler zamanlarına ait YeniGün hakkında bilgimiz yoktur, fakat Sasaniler devrine ait hu hususta oldukça zengin malümatımız vardır.

İran mitolojisine göre, Tanrı, dünyayı, insanı ve güneşi bugün yaratmış ve İran’ın efsanevî padişahı, Kiyumers bu gün tahta oturup, kral olmuş ve bu günü bayram tutmuştur. Yine, İran mitolojisine göre, Cemşit bu gün padişah olmuş ve yeni din getirmiştir ve bu günü bayram ilân etmiştir. Cemşit, Mehr (Güneş) dinine inanır ve kendisi de yerde, Güneş’in mazharı sayılırdı.

Cemşit, 600-700 yıl saltanat sürmüş ve Süleyman gibi, hayvanlar ve cinperilere de hükmedermiş; onun bir âsâ (baston), bir de yüzüğü varmış ve onların vasıtasıyle dünyaya hükmedermiş.

Cemşit, birgün Azerbaycan’a gelir, o gün Güneş, Hamel burcuna girmiştir. Cemşit yüksek bir yerde taht kurdurup, üzerine oturur ve mücevher nişan tacını başına kor, etrafında toplananlar onu tahtıyle elleri üstünde gezdirirler ve bu günü bayram tutarlar. Eskiden, YeniGün için bir gün değil, altı gün bayram tutulurmuş. İlk beş günde, Şahenşah, halkın muhtelif tabakalarını kabul eder ve onların hacetlerini verirdi. Altıncı gün, Kral’a mahsustu. Bu gün en yakınlarını kabul ederdi. Eski İranlıların inançlarına göre YeniGün günlerinde ecdâdlarının ruhları, yere inip, evlerine gelirler; ona göre evde zengin ve rengârenk sofralar açarlar ve onların gelmelerine şenlik ederlerdi (Purdavut). İranlılar, YeniGün gecesi, ot yakar ve bayram tutarlardı.

Sasaniler zamanında, YeniGünü, Şahenşalı, Borde Yemani’den (Yemen Keteni) elbise giyer, süslenir ve sarayda otururdu. Mubidlerin başı. (Zerdüşt ruhanilerinin başı: Mûbid-i Mubidan), Şah’ın yanına gelir ve ona elinde mey dolu altın kadehi (cam-ı zerrin) ve yüzük, kılınç, ok-yay, kalem ve davat (hokka) ve at hediye eder ve Padişah’a aferin söyler, medhiye okurdu; sonra hükümet büyükleri tebrik etmeye gelirlerdi.

Bîrûnî’nin yazdığına göre, bu merasim, Abbasi Halifeleri devrine kadar devam etmiştir.

YeniGünü, sabahleyin, halk birbirine su atar ve şeker hediye eder ve bunları uğur sayarlardı. Bildiğimiz gibi her yıl 365 gün sayıldığı için YeniGün her 4 yılda bir gün geriye çekilir ve böylelikle bazan YeniGün, yazın veya kış faslına rastlarmış. Bu mesele, büyük Selçuklu padişahı, Melik Şah zamanına kadar devam etti. Melik Şah, saltanatının üçüncü yılında (467 h.k.-1075), Ömer Hayyam ve diğer âlimlerin yardımıyla kendi adını taşıyan Celali Takvimi’nin temelini koydu ve YeniGün’u ilkbaharın ilk gününde, yani Güneş’in Hamel burcuna girdiği günde tespit etti. Bunun için her 4 yılda bir kere, yılı 366 gün hesab ederek ona Kehise Yılı denildi. Bu iş 4 defa tekrar edildikten sonra, 5. defa, beşinci yıl Kebise yılı tutuldu (artık yıl).

YeniGün Merasimi

İran’da YeniGün bayramına 15 gün kalınca, evlerde hazırlık başlar. Hanımlar evlerini temizler ve aile efradına, özellikle çocuklarına yeni elbiseler hazırlarlar; aynı zamanda, bir tabakta buğday ve mercimek ekerler.

Son Çarşamba Akşamı (Çarşembe Suri)

Çarşamba akşamı merasimi asırlardır beri İran’da tutulmaktadır. Bu akşam, halk, meydanlarda ve sokaklarda ve evlerinin avlularında, ot yakıp üzerinden atlarlar ve bu sözleri tekrar ederler:

“Zerdiye men ez to, sorhiye to ez men” (benim sarılığım senden, senin al-kırmızılığın benden) sonra “acil-i müşgilguşa” (müşkilleri açan çerez) alınır ve akşam evde yenir.

Bazıları bu akşam sokakta durup, fal tutarlar ve yoldan geçenlerin konuştuklarından, kendi niyetlerini yormaya çalışırlar. Gece evde turna vurdu oynarlar.

Çarşamba akşamı, “Hacı Firuz” ve yanındakiler sokaklarda gezip, oynarlar ve şarkı söylerler. Hacı Firuz, yüzünü karaya boyar (zengi) ve başına boru gibi bir börk (külah) kor; üzerine pullu ve püsküllü kırmızı elbise giyer ve gezerken elinde tef çalar, oynar ve şöyle okur: “Hacı Firuzem, sali yek ruzem” (Hacı Firuzum, yılda bir günüm), sonra halka güldürücü sözler ve şarkı okur.

Kaçarlar zamanında Hacı iruz’a, Ateşefruz (ot yakan) ve Mîr YeniGün da refakat ederdi.

Ateşefruz’un rolü daha zordu. O, otla oynar, ağzından alev çıkarır ve takla atar ve rakseder dönerdi.

Mîr YeniGün’la beraber birkaç saz-davul çalan, Nakareci (davulcu) ve bir maymun veya ayı da rol ifa ederdi.

Mîr YeniGün deveye biner, gezerdi ve devesinin oturduğu yerde, ev veya mağaza sahibi onu ve yanındakileri konuklayıp, onlara yemek vermeliydi. Mîr YeniGün sol elinde bir av kuşu ve sağ elinde de bir ip gezer, ipi evlerin duvarına veya sobaların bacasından evin içine atardı. Bu sırada ev sahibinin elinde ne varsa ipe bağlar ve ipi sallardı. Bu işi yapmadığı takdirde, Mîr YeniGün ve yanındakiler o kadar okuyup oynamağa devam ederlerdi ki, nihayet ev sahibi ipe birşey bağlar ve ipi sallardı.

Mîr YeniGün, yılın ilk üç günü bu işe devam eder ve herkes tarafından alkışlanırdı.

HEFTSİN (YEDİ S) : Heftsin sofrası, yıl tahvil olmadan hazırlanır ve tahvil zamanı, ailc efradı onun etrafında oturur, yeni yıl başladığı an, ailenin büyüğü tahvil duası okur ve Tanrı’ya dua eder; sonra herkes birbirini tebrik eder ve öpüşürler.

Heftsin, yedi (S) demektir ve adları S harfleriyle başlayan yedi gıda çeşiti ve maddelerinden ibarettir: Sib (elma), Somag (somak), Sebzi (yeşil sebze), Sirke Sincid (iğde), Semenu, ve Sir (sarmısak). Semenu, unla filizlenmiş buğdayın dövülerek süzülmüş suyu ile pişirilerek yapılır.

Ekseri evlerde, hele Azerbaycan’da bir cam kabda balık, boyanmış ve pişmiş yumurta, yeşillenmiş buğday ve mercimek, Sünbül (başak) ve Nergis güldanı, pasta, peynir, ekmek, boyalı mum, ayna ve bir kabda para sikkesi ilave edilir. Tabii Kur’an-ı Kerim de sofrada olmalıdır.

Yıl, tahvil olduğu an, herkes birbirinin bayramını kutlar, çocuklar ise ata-analarının elini öper ve bayramlık alırlar. Eski bir âdete göre, büyükler, küçüklere bayramlık verirler.

Eskiden, halk böyle düşünüyormuş ki, yıl tahvil olduğu zaman, aynanın üstündeki yumurta ve sudaki balık terpenirler, zira dünyayı boynuzu üstünde taşıyan öküz, tahvil zamanı, dünyayı bir boynuzundan, öbür boynuzuna atar (Cenatalhlud ve Esfend Sahrai kitabları).

Heftsin, bazı müelliflere göre eskiden “Heftsin” imiş; Arapların tesiriyle “Sin”e çevrilmiştir.

Benefşe’nin, Benefse ve Nişapur’un Nisabur telaffuzu gibi. Aşağıda kayd ettiğimiz şairi bilinmeyen, eski bir dörtlük bu fikri teyid etmektedir:

“Eydi noruz ez zamani Kiyan             Minehadend nıerdome İran

Şehd-o Şir-o Şera.-o Şekerri nab         Şem-o Şemsad-o Şaye ender han

Heftsin sofrasında konulan Şam, Noğl (şeker), portakal ve elma (şaye=meyva) ve gümüş para (şahi) ve hazan uğur için konan şahdanalı ekmek, bu ihtimali güçlendiriyor.

Bayram gecesi, balıkla, sebze pilav, kuku (bir çeşit sebze yemeği) veya erişte pilav yenir ve bunlar uğur sayılır.

Bayramın birinci gününden itibaren, bayram görüşüne gidilir, herkes bir gün evinde oturur, akraba ve dostları onu görmeye gelirler.

İlk gün en büyükler oturur, misafir kabul ederler. Bayram şenlikleri beş gün sürer. Bu beş günde, hükümet daireleri de tatil olur. Altıncı gün işe başlarken, herkes iş arkadaşlarını tebrik eder. Bayram görüşmesi ayın 13 (sizde beder) üne kadar devam eder.

SİZDE BEDER: Bayramın 13. günü sabahtan herkes evden dışarı çıkar ve bütün günü şehrin etrafında, bağda veya çemen çayırda geçirir ve öğleyin, yanlarında getirdikleri yemek sofraları açılır ve evde hazırlanmış erişte aş’ı şami1, fisincan2, sebze pilav, kuku;3 ve balık gibi yemekler yenir. Boş saatleri çocukluk oyunları, elek-dolek4 (pil-deste), aşık oyunu, saklambaç oynar ve raks ederler. Sizde beder günü evde kalmak uğursuz sayılır.

Sizde beder sözü de, 13. gün dışarı manasını verir. Onun için bugün kimse evde kalmak istemez. Aileler, Sizde beder’e, çıktıkları zaman daha evvelden göverttikleri yeşil sebzeyi beraberinde götürür, çölde bırakırlar ve bu vesileyle uğursuzluğu da evlerinden ve kendilerinden uzaklaştırmış olurlar. Kuzey Azerbaycan’da bu yeşil sebzeye, Semeni diyorlar.

Bayram günleri herkes, özellikle çocuklar yeni elbiseler giyer ve büyüklerin ziyaretine gider. Büyükler, küçüklere ve hizmetçilere bayramlık verirler. Hükümet de, memurlara bir aylık maaşlarına muadil bayramlık verir.

YeniGün, halk arasında mezhebi bakımdan dahi, mübarek bir gün sayılmıştır.

İmam Ca’fer Sadık’dan nakl edilen bir rivayet’e göre, Ulu Peygamberimiz, Hazret-i Ali’yi bu gün kendisine Halife seçmiş ve Gadir-i Hom hadisesi, YeniGün yüz vermiştir. Aynı rivayete göre, Hazret-i Ali, Nehrovan savaşında düşmanlarını bugün mağlup etmiş ve 12. İmam (İmam-i Zaman), YeniGün günü zuhur edecek ve dünyada, adaleti hakim kılacaktır.

YeniGün bayramı merasimi, İran’ın hemen her tarafında tutulduğu halde bazı bölgelerde kendine has özellikleri vardır; meselâ Azerbaycan’da çarşamba akşamı ot üzerinden atlarken şöyle derler:

“Atil-Matil çerşembe                Bahtım açıl çerşembe

Ağırlığımı verdim sene             Yüngüllüyüyi aldım senden

Sarılığımı verdim serte             Kırmızılığını vermene”

Anneler, kızlarına bu sözleri söyletirken, bayrama kadar kızlarına görücü geleceğini umar, beklerler.

Bu hususta, Ustad Şehriyar Haydar Baba manzumesinde şöyle demiştir:

“Bayramıdı gece kuşu okurdu                    Adakk kız bey corabın tokurdu

Herkes şalın bir bacadan sokurdu             Ay ne güzel kaydadı şal sallamak

                                                                       (ipatmak)

Bey şalına bayramligin bağlamak                .........................

Bakiçinin sözü-sovu, kağızı                         İneklerin bulaması, ağuzi

Kızlar diyer atıl-matil çerşembe                Ayna tekin bahtım açıl çerşembe

Yumartani göşçek-güllü boyardık             Çakkışdırıp sınanların soyardık

Oynamaktan birce meger doyardık           Ali mene yaşıl aşık vererdi

                                                   Irza (Rıza) mene Novruz gülü sererdi”

Erdebil ve çevresinde, YeniGün bayramına bir buçuk ay kala, Tekemciler sokağa çıkarlardı. 9-12 yaşlarında çocuklar çift olarak sokakları gezer ellerinde bir Teke’nin küçük heykeline inci-boncuklu elbise giydirip, ortası delik bir tahtanın üzerine takarlar ve delikteen bir ağaç (baston) onun karnına takıp, tekeni oynatır ve saya okurlardı. Önlerine gelen ilk kapıya vurup, kapı açılır açılmaz içeri girerlerdi. Ev sahibi güler yüzle çocukları karşılar, Tekemciler şu şarkıları okurlardı:

“Bahar amed bahar amed hoş amed               Sizin bu taze bayramız mübarek

Ayiz-iliz hefte-günüz mubarek                         Emir-el Momenin tahta çıkacak

Yezidin boynuna nohta (kelepçe)

vuracak                                                               Şia’lanrı intikamın alacak

                        Tekem-Tekem atlama, kol-kiçivi katlama

                        Sabah yay-yaz olanda gedip çölde otlama

                        Bu Tekenin kendi (köyü) var, kesseyi var kendi var

        Her heyet (avlu) de oynasa bir nelbeki (çaytabağı) gendi (kesme şeker) var”

Ev sahihi bir nelbeki gend veya bir-iki şahi pul (1-2 kuruş) verir, hem de çok sevinir ve bunu uğur sayar. Çocuklarda hallerinden memnun, başka eve giderlerdi. Bu merasim Erdebil etrafındaki köylerde hâlâ yapılmaktadır.

KAYNAKLAR

Asâr-Ul Bakiye, Abu Reyhan-i Bîrunî, çeviren: Ekber Dana Sereşt, İntişaral-ı Emirkebir. 1.963, Tahran.

Ferheng-i Muin, İntişarat-i Emirkebir, 1968, Tahran.

İslam Ansiklopedisi, Nevruz maddesi. 1977, İstanbul.

Kehkeşan, Şomareyc Vijeye Nevruz, Evvel-i Sal 1990.

Kehkeşan, Şomareye Vijeye Nevruz, 9 Esfend, 1990.

Kehkeşan, Şomareye Vijeye Nevruz, Ferverdin, 1993.

 

DİPNOTLAR

 * Dr., 151 North Felestin Avenue, Tahran-İRAN.

1 Leblebi unu ve etten yapılan köfte.

2 Cevizle pişirilmiş çerkes tavuğuna benzer bir yemek.

3 Bol sebzeli omlet.

4 Çelik-çomak.

Baş

اوخوياندان سونرا اولورسا آنايوردوم وبلاگينا قاييدين و نظر وئرين "يئنی گون" دئیه ک می يا "نوروز"؟!

AnaYurdum.20m.com